11 Ağustos 2014 Pazartesi

Yatır-Kaldır Yöntemi ile Ayakta Sallamadan Kurtulma

Gündüz uykularımızdan bir uyanış:) Yatakta yer yokmuşçasına yattığı yere bakın hele:)

Zormuş... Hem çalışıp hem anne olmak zormuş.. Hem sabahın köründe onu mis kokusuyla evde bırakmak zormuş hem de onu gün boyu özlemek... 
Hayatta bir o kadar zormuş, onunla geçirilecek kaliteli zaman yaratmak da...Ama isteyince de oluyormuş, herşey kafada bitiyormuş.

 İpekle değişen hayata merhaba diyeli 8 dolu ay oldu. Bazen birlikte büyüyüp olgunlaştığımızı hissediyorum, onunla birlikte ben de o kadar çok şey öğreniyorum ki... Herşeyden önce artık sanırım daha sakin bir insanım, aceleci, panik, hafif agresif ve sinirli hallerim geride kaldı. Sabır sınavları geçiriyoruz evet, karşılık bu aslında:) Benim gibi inatçı bir tip yetişiyor, demedi demeyin... Bugün sizlere "sabır sınav"larımızdan biri olan kendi kendine uyumacayı öğrenme aşamalarımızı anlatacağım.
 
İpektoşum kırkından sonra ayağa alıştı maalesef. Sallayarak uyutma olayına istemeye istemeye de olsa girdik. Ben de, kardeşim de ayakta büyümüşüz, ertafımızda da keza çok örneklerini duyuyorum. Tek derdim aslında belinden rahatsız olan anneme yük olmaktı. Zaten son zamanlarda da ağırlaştıkça bana bile zor gelmeye başlamıştı. Geceleri bile uyanıp salla beni diyordu resmen, alışkanlık olmaya başlamıştı ve uyku düzenimiz bozulmuştu. Gece ne zaman uyanacağı belli olmuyordu, hatta bir keresinde gecenin 2 sinde gözlerini açıp o karanlıkta bana dik dik bakıp cilveler yapıp kikirdedi bile. Babasıyla salona geçip eğlenmek durumunda kaldılar, yoruldu ve 1 saat sonra tekrar ayakta babası uykuya daldırmış. Evet korktuğum başıma geliyordu, İpektoş sallama bağımlısı olmaya başlamıştı ve ben bu durumdan çok rahatsızdım.

Son zamanlarda "Süper Dadı" çok denk gelmeye başladı ve örnekler hep uyku düzeni üzerineydi. Sabırlı olmak ve vakit ayırmak gerekiyordu. Denemeye çok hevesliydik ancak bir türlü vakit ayıramıyorduk. Bayram tatili bizim için iyi bir fırsat oldu ve kolları sıvadık. 3.günü akşamında İpektoşla yatak odasına konuşarak gittik, ona uyku vaktinde olduğumuzu, birazdan yatağımızda uykuya geçip gece de mışıl mışıl uyumamız gerektiğini anlattım. Zannetmeyin ki bu süreç kolay bir süreç... Sinirlerinizi yatak odasının kapısının önünde bırakmanız gerekiyor:) Ha bir de kan ter içinde kalacaksınız demedi demeyin:)

İlk gün zordu evet ama kuzum çok da direnmedi diyebilirim. 40 dak kadar cebelleşti, direndi, uyumak istemedi ama sonunda pes etti ve misler gibi uykuya daldı.

Dediğim gibi önce psikolojik olarak onu hazırlamak adına konuşa konuşa yatak odamıza gittik. Panjurlarımızı tamamen kapattık, sadece koridorun gece aydınlatmaları açık vaziyette kaldı. İlk önce yatağına bıraktım, sakindi... Sıkılmaya başladı, yüzükoyun dönüp debelendi durdu, sonra ağlamaya başladı. Aslında tam ağlama da denemez, mıkırdadı. Ağlatmadan kucağıma aldım ve totosuna hafifçe pat pat yapıp kulağına doğru pış pış dedim, sakinleşince geri yatağına bıraktım. Bu durumu 3 kez tekrarladık bu 40 dak içinde:) ve küçük hanım sonunda pes etti ve uykuya daldı.
En rahat uyku pozisyonlarımızdan:)
Bu arada İpektoşu sadece uyuturken emzik kullanıyorum. Sakinleştirici etkisi var bizim kuzuda:)

Evet, ilk gün için aslında gayet iyi bir performans gerçekleştirmiştik karşılıklı. Eşimde bizi telsizden dinlemiş, "Gamze helal olsun çok sakindin dedi" ki ben çabuk sinirlenen biri olmama rağmen:) Ama insanın kendi kuzusuysa söz konusu, herşey çok daha farklı olabiliyormuş demek ki:)

Sıra geldi gündüz uykularımıza. Aslında en büyük korkum gündüz uykularına daldıramamaktı ama ne yalan söyleyeyim maşallah kuzuma çok çabuk alıştı. İlk sabah uyku dalışımız 16 dak sürdü ki bir önceki geceye oranla süper ötesi bir başarıydı benim için. Öğlen uykusu dalışımız 14 dak sürdü ama ikindi uykumuz 50 dak sürdü!! Allahım dedim başaramadım ama pes etmedim. Pes ettiğim anda kullanacaktı bu durumu, o hissiyatı ona vermemek adına karşılık direndik ve ben kazandım:)

Ertesi günlerde çok güzel geçti, artık uyku zamanları bizim için keyifli zamanlar haline geldi. Çünkü ne onu yoruyor ve terletiyorduk ne de biz yoruluyorduk. En güzeli ise ayağa insan bağlanmaması... Artık onu uyutuyor ve telsizini açıp mutfağımda kek dahi çırpabiliyorum:) Ha bu arada şu detayı atladım, uyku müziğimiz "Mozart for babies".

4 günlük bu rutinden sonra Pazartesi minik kuzu ananesiyle de aynı rutini uygulayabilecek miydi yoksa annanenin ona kıyamamasını kullanıp düzeni bozacak mıydı? Ama korkulan olmadı, İpektoşum ananesine hiç zorluk çıkarmadı ve düzenimiz devam etti, hala da devam ediyor. Bugün tam 1,5 hafta olduve gayet düzenli bir şekilde devam ediyoruz hayatımıza. E annaneden de kaçış yok tabiki, benden kaçar ama annaneden kaçmaz , kaçamaz:)
Uyurken hayatta şeklini değiştirmeme izin vermez:)
Bu arada eşim de gayet başarılı bu konuda, şanslıyım:) Karşılıklı paslaşıyoruz:)

İpektoşun bu rutinde en sevdiği şey ise kucağımda onu pışpışlarken bağrımı tef niyetine kullanması... Şaaap şaap sesler pış pışa karışıyor:)
Yarından itibaren de yavaş yavaş sandalyemi kuzumun yatağından uzaklaştırmaya başlayacağım, böylelikle kendi kendine uyuma rutini için büyük bir adım daha atmış olacağız inşallah:)
Şunu bir kez daha anladım ki bebekler için günün düzenli ve herşeyin saatli olması çok çok önemli...
Bu anlamda bana destek olan anneme sonsuz teşekkürlerimle...
Sevgiyle kalın...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...